Evlilikte İlişkiyi Zedeleyen 4 Yıkıcı İletişim Şekli

Evlilikte İlişkiyi Zedeleyen 4 Yıkıcı İletişim Şekli

Mutlu evlilik çatışmaların hiç görülmediği evlilik midir? Elbette hayır. Evlilikte çatışmalar kaçınılmazdır. Önemli olan, çatışmaların olup olmaması değil, eşlerin bu çatışmaları nasıl yönettiği ve çözümlediğidir. Dr. John Guttman, yıllar süren araştırmaları sonucunda, ilişkilerin yıpranmasına ve bitmesine neden olan dört olumsuz iletişim biçimini tanımlamış ve bu davranışlara mecazi bir isim vermiştir: "Mahşerin Dört Atlısı"

Bu dört yıkıcı etkileşim şekli; eleştiri, savunmaya geçme, duvar örme ve küçümsemedir. Bu davranışları fark etmek ve yerlerine daha sağlıklı iletişim biçimleri koymak, ilişkinin uzun ömürlü olmasını sağlar, evlilik uyumu ve evlilik doyumunu artırır. Şimdi bu uyum bozucu davranışları biraz daha detaylı açıklayalım.

Eleştiri: Eleştiri, bir partnerin diğerinin belirli bir davranışı yerine kişiliğini veya karakterini hedef almasıyla ortaya çıkar. Aslında ifade edilmek istenen ihtiyaç ya da rahatsızlık, suçlayıcı bir üslupla dile getirildiğinde eleştiriye dönüşür. Genelleme içerir. "Sen asla beni dinlemiyorsun", "Ne kadar bencilsin", "Sen zaten hep böylesin" gibi ifadeler buna örnek verilebilir. 

Bu tür ifadeler, partnerin doğasında bir kusur varmış izlenimi yaratır. Partneri savumaya iter, iletişim başlarken biter. Zamanla duygusal yakınlığı zedeler, güven ve saygıyı aşındırır. Eleştiri çoğunlukla hayal kırıklığı veya karşılanmamış bir ihtiyaçtan doğar. Kişi aslında anlaşılmak ister, fakat bunu ifade etme biçimi suçlayıcı hale gelir.

Eleştirinin yerine, sorunlu davranışı hedef alan, açık ve nazik bir ifade kullanılmalıdır. Suçlayıcı "Sen" dili yerine "Ben" dili kullanılmalı, belirli bir duruma odaklanılmalı, ihtiyaç olumlu ifade edilmelidir. Neyi istemediğinizi değil, neye ihtiyacınız olduğunu söyleyin. "Sen hiç yardım etmiyorsun" demek yerine, "Tüm işleri tek başıma yapınca çok yoruluyorum, görevleri birlikte paylaşabilir miyiz?" gibi alternatifler kullanılabilir.

Savunmaya Geçme: Kişinin suçlandığını hissettiği anda kendini koruma refleksiyle tepki vermesidir. Kişi sorumluluk almayı reddeder, mazeretler üretir. Genellikle inkar, bahane üretme ya da karşı saldırı şeklinde görülür. Örn: "Benim suçum değil, sen başlattın","Asıl sen hiç yardımcı olmuyorsun", "Niye hep beni suçluyorsun?"

Savunmacı tutum ilk bakışta kendini korunma yöntemi gibi görünse de, aslında sorumluluk almayı engeller ve çatışmayı tırmandırır. Kişi eleştirildiğini hissettiğinde benlik saygısı tehdit altına girer. Bu da suçu tamamen reddetmeye ya da dikkat odağını karşı tarafa çevirmeye yol açar. Küçük de olsa bir payı kabul etmek, partnerin duygusunu anlamaya çalışmak tartışmanın seyrini değiştirebilir. Örn: "Evet, haber vermem gerekiyordu, haklısın." Bu yaklaşım, diğer partnerde yumuşamaya neden olur ve ilişkiye değer verildiğini gösterir.

Duvar Örme: Kişinin tartışma sırasında duygusal olarak geri çekilmesi anlamına gelir. Göz teması kurmama, kısa cevaplar verme, sessiz kalma veya ortamdan uzaklaşma bu duruma örnektir. Dr. Gottman'ın araştırmalarına göre, duvar ören kişilerin %85'i erkeklerden oluşur ve biyolojik-hormonal etkenlerin bu hususta etkili olabileceği ifade edilir. Birey aşırı stres altında kaldığında organizmayı tehlikeye karşı korumada görevli "savaş ya da kaç" tepkisi devreye girer. Aslında duvar örme, çatışmadan kaçmak için verilen bilinçsiz bir tepkidir.

Tartışma esnasında bunaldığınızı hissettiğinizde bunu dile getirmek yararlı olabilir:"Şu an çok gerginim, biraz ara verelim mi? 20 dakika sonra konuşmaya devam edelim." Bu süreçte sakinleşmeye odaklanmak ve zihinde olumsuz düşünceleri tekrar etmemek gerekir. Her iki partner de duygularını düzenleyebildiğinde iletişim yeniden kurulabilir. Bu davranış bir tür "kaçma" değil, daha iyi bir iletişim için zaman istemektir. 

Küçümseme: Dr. Gottman'ın açıkladığı iletişim biçimleri arasında en yıkıcı olanı küçümsemedir. Bu davranış, partneri aşağılayan, alay eden veya iğneleyen ifadelerle kendini gösterir. Alaycı gülme, partnerin duygularını taklit etme, hakaretle karışık mizah bunlara örnek verilebilir.

Küçümseme; "ben senden daha üstünüm" mesajını verir ve ilişkideki sevgi, saygı ve güven duygusunu yok eder. Küçümseme, yıllar boyunca biriken öfke, kırgınlık veya değersizlik hissinin sonucu olarak gelişir. Kişi, farkında olmadan üstünlük kurarak kendini korumaya çalışır. Araştırmalar, küçümsemenin boşanmayı en güçlü biçimde öngören tutum olduğunu göstermektedir.

Küçümsemenin panzehiri; düzenli olarak takdir etmek, teşekkür etmek ve ilişkinin güzel günlerini hatırlamaktır. Partnerinizin yaptığı olumlu davranışlara dikkat edin ve şükran duygunuzu ifade edin: "Yemeği hazırladığın için teşekkür ederim, gerçekten işimi kolaylaştırdın."

Bu dört yıkıcı davranış genellikle bir döngü oluşturur. Eleştiri kişiliğe saldırır, savunma sorumluluğu engeller, duvar örme iletişimi keser, küçümseme ise sevgi ve saygıyı yok eder. Bu süreç, zamanla güveni ve duygusal bağı zayıflatır. Bu döngüyü kırmak elbet mümkündür. Farkındalık ve değişim isteği ile ilişkiye zarar veren iletişim kalıpları sağlıklı-işlevsel-alternatif davranışlara dönüştürülebilir. Süreklilik göstermesi gereken bu değişiklikler ilişkide yeni bir iletişim alışkanlığı yaratır ve duygusal yakınlığı güçlendirir.

İlişkilerde bu tür davranışların zaman zaman ortaya çıkması doğaldır. Ancak bunlar sorunları çözmenin temel yolu haline gelmiş ve partnerler arasındaki dengeyi bozuyorsa, profesyonel destek almak önemlidir. Çift terapisi; eşlerin olumsuz etkileşim döngülerini fark etmelerine, yeniden güven kurmalarına ve sağlıklı iletişim becelerileri geliştirmelerine yardımcı olur. Unutmayon, bir ilişkiyi onarmak için mükemmel olmak gerekmez; önemli olan farkındalık, çaba ve değişim isteğidir!

 

İnstagram